Türkçe
Prof. Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU
Kurumsal Sıkça Sorulan Sorular Kürler Bitkiler Ürünler Güncel Bilgiler İletişim
  
YENİ ÜYE  |  ŞİFREMİ UNUTTUM

DOĞAL ÜRÜNLERDoğal ÜrünlerKÜRLERKürlerKİTAPLARKitaplar

 

Hangi bitkiler hazırlanırken (demlenirken) üzeri kapatılmalıdır? 15.08.2010Değerli okuyucu, sizlerden sıkça aldığım bir soru da bitki kürümü veya çayımı hazırlarken cezvenin ağzı açık mı yoksa kapalı mı olsun? Eğer, hazırlayacağınız bitki taze ise, mutlaka ağzı kapalı olarak kısk ateşte demlenmelidir. Eğer, kullanacağınız bitki kurutulmuş ve eterik yağlar içeriyor ise, mutlaka ağzı kapalı ve kısık ateşte demlenmelidir.

Kurutulmuş olmasına rağmen eterik yağ içeren bitkiler, adaçayı, lavanta, karabaş gibi bitkilerdir ve kurutulmuş olmalarına rağmen mutlaka ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenmelidir. Örneğin, kurutulmuş olmalarına rağmen eterik yağ içermeyen ebegümeci, ısırgan, yulaf samanı gibi bitkilerin ağzı kapalı olma şartı yoktur.

Mühim Not: Çiçekleri üzerinde olan tüm bitkiler, ister kurutulmuş ister taze olsun, eterik yağ içerip içermediğine bakılmaksızın mutlaka ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenmelidirler. Örneğin, çiçekleri, yaprak ve ince sapları ile beraber kullanılan taze veya kurutulmuş papatya, lavanta, karabaş, aynısafa, hatmi gibi tüm çiçekli bitkiler ağzı kapalı olarak önerilen sürede kısık ateşte demlenmelidirler.
Çinko eksikliği 06.08.2010

Son yapılan araştırmalar çinko eksikliğinin ciltte yaşlılık lekelerine (lentigo) ve kulak çınlamasına (tinitus) neden olabileceği belirtilmektedir.

Tohum veya çekirdekleri çöpe atmayınız 26.07.2010Değerli okuyucu, yıllardır tohumlar üzerine tv ve yazılı basın üzerinden düşüncelerimi aktarmaktayım. Tohumların ne kadar kıymetli olduğunu ve tüm dünyada stratejik bir ürün haline geldiğini vurgulamaya çalıştım. Çok şükür son 5 yılda alınan tedbirler ile tohumlarımızın tamamına yakınını artık kendimiz üretmeye başladık.

Bir nokta var ki, insanlarımızın dikkatinden kaçıyor. Allah, bizlere sunduğu her nimetini bereketi ile sunmaktadır. Hergün sofralarımıza mevsimine göre kavun, karpuz, şeftali, kayısı,erik gibi daha birçok meyve veya sebze gelmektedir. Bunların çekirdeklerini biriktirmek gerekir. Zamanınız olupta bir hafta sonu veya tatile çıktığınızda onları toprağa ekebilirsiniz. Bereketiniz sofranıza gelen meyve veya sebzenin kendisi olduğu kadar, esas bereket içerisinde bulunan çekirdeğidir (tohumudur). Tohumlar veya çekirdekler birer çöp değildir.
Doğa asla çöp üretmez 26.07.2010Değerli okuyucu, bu başlığı özellikle seçtim. Doğa kesinlikle çöp üretmez. Canlı yaşamda atık yoktur. Ne tür bir canlı (insan, hayvan, bitki, bakteri) olursa olsun, herbirinin atığı bir başka canlının gereksinimidir. Bu gereksinim, doğanın dengesini kurar. Bir başka deyişle doğadaki her canlı bir başka canlıya muhtaçtır. Hiçbir canlı yoktur ki, bir başka canlıya ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürebilsin.

Geçmişte çöp deyip çöp tenekesine attığımız çok sayıda atık, çöp olmaktan çıkmış bir ihtiyaç haline gelmiştir. Kaldıki, ne patatesin kabukları, ne enginarın yaprakları, ne kerevizin sapları veya yaprakları ne de şu sıralar milyarlarcası tekrar toprağa düşen çeşit çeşit yaprak bir çöp değildir. Eğer, onlardan faydalanamıyorsak, hakkında ilim sahibi olmadığımızdandır. Yani, araştırılmamış olmasıdır. Doğa, insanoğlu için sınırsız bir araştırma kaynağıdır. Sizlere bugün, bir zamanlar çöp (atık) bilip, çöp tenekesine attığımız kiraz sapını örnek vermek istiyorum.

Kurutulmuş kirazsapı ve armutun bir türünün sapları, yaklaşık onbeş yıldan beri geriye dönerek tekrar tekrar ele alıp üzerinde çalıştığım bitki kısımlarıdır. Kolay kolay da bu çalışmalarımın sonlanacağını düşünemiyorum. Çünkü, kurutulmuş kiraz sapının kendine özgü basit bir kimyasal yapısı ve mükemmel bir biyokimyası vardır. Karmaşık olmayan, düzenli ve belirgin bir selülozik yapıya sahiptir. İçerdiği etkin maddelerin azlığı ve bağımsızlığı onu tedavi amaçlı kullandığımız takdirde çok güçlü kılmaktadır. Bu özelliği, bugüne kadar incelediğim ve araştırdığım hiçbir bitkide görmedim.

O, ayaklarda oluşan ödemlere karşı ideal bir yardımcıdır. Kiraz sapını kaynatıp içmek hem dolaşımı kolaylaştırmakta, hem toksin atmakta hem de vücutta oluşan şişliği (özellikle yüz kısmında) yok etmektedir.

Bayanlar için
Adet dönemlerinde pek çok bayan vücutlarında oluşan şişmelerden (özellikle yüz bölgelerinde) şikayetçidirler. Estetik açıdan can sıkıcı olan bu durumdan kurtulmanın en kolay yolu kurutulmuş kiraz sapıdır. Kurutulmuş kirazsapı kürü, adet dönemlerinde gelişen vücut ödemlerine karşı etkili bir kürdür. Adet dönemlerinde ödem şikâyeti yaşayan bayanlar için özellikle önermekteyim.

Romatoid artirit (İltihaplı eklem romatizması)
Romatizma şikayetlerine karşı kurutulmuş kiraz sapı ile dişi ısırganın beraberce hazırlanan kürü, mükemmel bir yardımcı tedavi imkânı sunmaktadır. Bu kürün gücünü, kullanmakta olan çok sayıdaki romatizma hastası çok iyi bilmektedir. Siz değerli okuyucularıma, ısırgan konusunu bu köşede işlerken kurutulmuş kiraz sapı-dişi ısırgan kürünün hazırlama ve uygulama şeklini yazacağım.

Erkekler için
Rezidü, idrar kesesindeki idrarın bir seferde tamamen boşaltılamaması demektir. Yani, idrar yaptıktan sonra idrar kesesinde bir miktar daha idrarın kalması anlamına gelir ki, kısa bir süre sonra tekrar tuvalete gitme ihtiyacı hissedilir. Orta yaşın üzerindeki erkeklerde görülen rezidü şikâyetlerinin ortadan kaldırılmasında iyi bir yardımcıdır. Sağlığınız daim olsun.

Not:
Buradaki bilgilerin herhangi bir rahatsızlığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.
İktidarsızlık (erkeklerde) veya cinsel soğukluk (kadınlarda) 25.07.2010

Değerli okuyucu, erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda ise cinsel soğukluk olarak adlandırılan şikâyetlere karşı uygulanabilecek bazı bitkisel destekleyici kürlerden bahsedeceğim.

Günümüzde iktidarsızlığın nedenleri çok çeşitli olabilir. Bu konuda uzmanlar, duygusal stresin, bazı ilaçların, aşırı alkol tüketiminin ve sigaranın iktidarsızlığa veya cinsel soğukluğa neden olabileceğini belirtmektedirler. Ebter tohumlardan elde edilen ürünler de erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda cinsel soğukluğa neden olabilmektedir. Bu nedenle ebter tohumlu ürünlere karşı dikkatli olmayı önermekteyim.

İktidarsızlığa ve cinsel soğukluğa karşı uzun yıllardan beri ilk sırada keçiboynuzu (harnup) ve havuç kürlerini önermekteyim. Keçiboynuzu hem iktidarsızlığa karşı hem de sperm sayısını yükseltmekte şaşırtıcı derecede etkilidir. Fitoterapi (bitkisel tedavi) ile ilgili farklı kitapları incelediğinizde iktidarsızlığa karşı maydanoz, hint yer elması, zencefil, çemenotu, anason veya rezenenin sıkca önerildiğini görürsünüz. Roma İmparatorluğu döneminde iktidarsızlığa karşı kereviz önerilmiştir. Osmanlı padişahlarına kuvvet macunu adı altında sunulan macunların içeriklerinde ağırlıklı olarak kök zencefil, karanfil, kereviz tohumu, kebabe, karabiber bulunurdu.

Fatih Sultan Mehmet Han için hazırlanmış kuvvet macunu
Topkapı Sarayı arşivi E. 93 nolu vesikada Fatih Sultan Mehmet Han için Arap ve Acem hukemasının hazırladıkları macunun terkibi; karanfil, kebabe, karabiber, tarçın, kereviz tohumu, anason tohumu, pire otu tohumu, ısırgan tohumu, havuç tohumu, şalgam tohumu, turp tohumu, mastaki, sinameki, ak günlük, üzerlik tohumu, acı badem yağı, çörek otu, bal ve misk karışımıdır. Bu macun aynı zamanda çocuğu olmayan kadınlara ve maraz olanlara önerilmekte idi.

Keçiboynuzu (harnup)
O, hem kadınlarda hem de erkeklerde cinsel arzu yitimine karşı ideal bir yardımcıdır. Yaklaşık 5000 yıldan beri bilinen bir meyvedir. Birkaç yüzyıl öncesine kadar yapılan tatlılarda ağırlıklı olarak harnup kullanılırdı. Şeker yerine tüketilirdi. Günümüzdeki beyaz şeker üretiminin başlaması ile bu kültür ve sağlıklı beslenme yok olmuştur.

1930 yıllarında İspanya’daki savaş esnasında çocukların sağlıklı beslenebilmelerini koruyabilmelerinde keçiboynuzu tüketiminin önemi çok büyük olmuştur. İkinci Dünya Savaşında Alman’ların işgalinde olan Yunanistan adalarında yaşamakta olan halk, açlık tehlikesini keçiboynuzu sayesinde aşmışlardır. Yağ oranı oldukça düşük olup ancak %1’dir. Kakaonun yerine kullanılabilen en mükemmel çözümü getirmiştir. Kakaoda bulunan kafenoid’leri içermez. Örneğin, keçiboynuzunda theobromin yoktur. Kakaoda yüksek miktarda bulunan yağ, harnupta sadece %1’dir. Kakaoda bulunan birkaç tane etkin madde migreni tetikleme özelliğine sahiptir. Kakaoya karşı alerjisi olan (alerji tipi-IgE) çocuklar için keçiboynuzu mükemmel bir alternatiftir.

Biliyor muydunuz?
Keçiboynuzunun içerdiği çekirdeklerin her biri 0,2 gram gelir. Bu çekirdeklerin ebatlarına bakılmaksızın her biri aynı ağırlıktadır. Yani, tek bir harnup çekirdeği 0,2 gram ağırlığındadır. Bu 0.2 gram ağırlık neden bu kadar mühim diye soracak olursanız, cevabı eski çağlara kadar dayanır. Antik çağda ve daha öncesinde altın ve kıymetli taşları hassas olarak tartabilmek için keçiboynuzunun çekirdekleri kullanılmıştır. Günümüzde de 0,2 gramın karşılığı 1 Karat olarak kullanılmaktadır. Kıymetli taş veya metal satanların kullandıkları 1 Karat buradan gelmektedir. Karat kelimesi keçiboynuzunun (harnup) latince adı olan “Ceratonia” dan türetilmiştir. Beş tane keçiboynuzu çekirdeği 1 gram ağırlığındadır.

Keçiboynuzu, Anadolu’da harnup olarak da bilinir. Batı Akdeniz bölgesinde kısaca “boynuz” da denilmektedir. Keçiboynuzunun en önemli özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidirki, kullanmaya başladıktan birkaç gün sonra sonuç almak mümkün olabilmektedir.

Yıllar içerisinde insanlar harnupun beslenmedeki önemini unuttular. Çeşit çeşit hazır besinler tüm süpermarketlerde insanın hizmetine sunulurken, tabii (doğal) beslenme gelenekleri ve alışkanlıkları da yavaş yavaş ortadan kalkmıştır. Son bir kaç yıldan beri tekrar eskiye dönüş yolları aranmaya başlandı.

Erkeklerde iktidarsızlığa kadınlarda cinsel soğukluğa karşı
Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6–7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak kısık ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçiboynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karnına, diğer yarısını da akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca hergün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca hergün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

Taze sıkılmış havuç suyu
Tavşanları kim tanımaz. Hareketli ve çok sevimli hayvanlardır. Tavşanlar çok hızlı çoğalırlar. Bu hayvanların çok hızlı çoğalmalarının arkasındaki etken kendisiyle özdeşleşen sebzedir. Ve bu sebzede havuçtur. Acaba, havuçta cinsel gücü artırıcı bir etki var mıydı? Bu düşünce ile araştırmaya başladığımda gerçektende havucun içerisinde cinsel performansı artırıcı birkaç tane etkin madde olduğunu buldum. Osmanlı döneminde veya Arapların, Acemlerin hazırladıkları değişik karışımlı kuvvet macunlarında havuç tohumu hep esas alınmıştır.

Taze sıkılmış havuç suyunu 15-20 gün boyunca günde bir bardak içenler, cinsel güçlerindeki performans artışını (afrodizyak etki) rahatlıkla hissedebilirler.

Unutkanlık şikâyeti çekenler 15-20 günlük taze sıkılmış havuç suyu kürünü uyguladıklarında, unutkanlıklarının ortadan kalktığını hayretle gözlemleyebilirler. Zihin yorgunluğu şikâyetiniz mi var? Taze sıkılmış havuç suyuna ağırlık veriniz. Salatalarınızda kullanacağınız rendelenmiş havuç amaca uygun değildir. Çünkü, salatanın içerisinde bulunan diğer malzemelerden dolayı kimya büyük oranda değişmektedir. Salatanıza ilave edeceğiniz havuç bir beslenme şeklidir, onun kür olarak kullanılması anlamına gelmez. Taze sıkılmış havuç suyunu içenler birkaç gün içerisinde balgam çıkartmaya başlayabilirler. Üst solunum yollarını temizle gücü de vardır.

 
Kanser hastaları nasıl beslenmeli 24.07.2010
Öneriler:
  • Yemekleri yavaş yiyiniz ve iyice çiğneyiniz
  • Günde 5-6 öğün halinde azar azar yiyiniz
  • Yemeklerden sonra en az 3 saat uyumayınız
  • Çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz ve içmeyiniz
  • Alkol ve kola türü içeceklerden uzak durunuz
  • Yemeklerinize bitkisel yağları çiyden koyunuz ve kavurmayınız, kızartmayınız
  •  Yemeklerde tuzda ölçülü olunuz
  • Yaz aylarında Saat 10.30 ile 16.00 arasında güneşe çıkmayınız. Gölgede kalmayı tercih ediniz.
  • Yeşil mercimek çorbası veya köftesini haftada 2-3 defa tüketmeyi alışkanlık haline getiriniz.
  • Mevsiminin dışında sebze ve meyve tüketmeyiniz.
  • Kesinlikle süt içmeyiniz. Yoğurt dilediğiniz kadar tüketebilirsiniz.
  • Tatlı (baklava, kadayıf, genel olarak tüm hamur tatlılarından uzak durunuz. Süt ürünlerinden yapılmış az şekerli tatlı tüketebilirsiniz. Beraberinde üzerine mutlaka bolca tarçın serpmeyi ihmal etmeyiniz.
  • Katı yağ tüketimini sonlandırınız. Zeytin yağını tercih ediniz.
  • Bol kıvırcık marul salatasını öğünlerinizde alışkanlık haline getiriniz. Limon, kuru veya taze soğan kullanabilirsiniz.
  • Susayınca su içilmez. Vücudunuzu toksin atımı bakımından susuz bırakmayınız. Mutlaka gün boyu 1.5 litre klorsuz su içiniz. Buna meyve suları veya çay dahil değildir. Unutmayınız, suyun yerini hiçbir içecek dolduramaz.
  • Acı tüketmeyiniz. Haftada bir gün bir bağ tere tüketiniz.
  • Yılda en az 2 kez kitabımdaki toksin atıcı 15 günlük beyaz lahana kürünü uygulayınız. Kasım Aralık ayaları bu küre başlamak için en uygun zamanlardır.
  • Halk arasında pekmez veya bal çok önerilir. İtibar etmeyiniz. Bal veya pekmez tüketimi günde bir tatlı kaşığını geçmemelidir.
  • Yaşlı hayvan eti tüketmeyiniz. Balık tercihiniz olsun. Izgarası tercih edilmelidir.
  • Canınız yukarıda saydığım yasaklardan bir şeyi çekerse nefsinizi körletmek için ölçülü olarak tüketebilirsiniz.
  •  Kahve, yağ depolayan hormonları tetiklediği (uyardığı) için uzak durunuz. Zayıflamak istiyen insanlara kalorisi düşük olması nedeniyle kahve önerilmektedir. Bu çok yanlıştır. Kalori hesabı yapılarak zayıflamak yanlıştır.
  • Narenciye sularını sadece taze sıkılmış olarak tercih ediniz. Kesinlikle aç karna içmeyiniz. Günde bir çay bardağından fazlasını içmeyiniz.
  • Nar suyu günde enaz bir 1-2 bardak tercih ediniz. Tatlı veya ekşi fark etmez.
  • Şarküteri ürünlerinden kesin uzak durunuz. Özellikle salam, sosis, pastırma ve sucuk, kalamata
  • Patlıcan sebzesinden uzak durunuz.
  • Sadece kendi yaptığınız turşuyu (beyaz lahana veya salatalık) ölçülü olmak şartıyla tüketebilirsiniz.
  • Bir ay boyunca haftada 3-4 kez aç karna 2 yemek kaşığı dolusu taze dereotu tüketilecek. Bu kürü yılda 2 defa tekrarlayınız.
 
Yasaklar
            Geriye dönük düşüncelere iyi de olsa kötü de olsa dalmayınız. Yarın ki gününüz için yapacaklarınızı mutlaka planlayınız. Hafta sonunu mecbur kalmadıkca evde geçirmeyiniz. Hafta başından itibaren hafta sonu için mutlaka plan yapınız. Akşamları en az yarım saat, yatmadan önce yürüyüş yapınız. Gün içerisinde kullandığınız mekanları kısa aralıklarla havalandırınız ve gece yatarken çok az da olsa pencerenizden taze hava akışını sağlayınız.
 
Tropik Bölge meyvelerini mümkünse tüketmeyiniz
  • Kivi
  • Mango
  • Ananas
  • İthal muz 
  • Yerli muz dilediğiniz kadar tüketebilirsiniz
Sarımsağa karşı kimler dikkatli olmalı 24.07.2010
Sarımsağın ana etkin maddesi alliin dir. Ağızda çiğnenirken enzimatik olarak allicin maddesine dönüşür.  
Allicin, hemoglobini oksitleyerek denatürize eder. Eritrozit içerisinde Heinz-Kitlesi oluşturur. Bu da hemolitik anemiye neden olur. Özellikle hemolitik anemi şikayeti olanların sarımsaktan uzak durmaları gerekir.
Bazı insanlar günlük hayatlarında severek, bol bol çiğ sarımsak tüketirler. Bu insanlar kendilerini genellikle yorgun hissederler. Ancak, sebebinin sarımsak olduğunu bilemezler. Özellikle anemi (kansızlık) şikayeti olanların çiğ sarımsak tüketiminden uzak durmaları gerekir. Sivilceleri azdırır. Özellikle genç bayanlarda sivilce ve akneyi tetikler.
Yaban Mersini 21.07.2010 



Değerli okuyucu, üst resimde gördüğünüz mor renkli doğru olan Yaban Mersinidir. Doğu Karadeniz Bölgesinde Lipaka olarak da bilinir.

Alt resimde gördüğünüz kırmızı renkli ezilmiş çekirdeksiz kiraza benzeyen ise Yabani Ayı Üzümüdür. Yabani Ayı üzümünü şeker hastalığına iyi geliyor diyerek satışa sunmaktadırlar. Kırmızı renkli olan ve Yaban Mersini ile hiçbir ilgisi olmayan yabani ayı üzümünün orjinal tadı ekşi ve kekremsidir. Yoğun şekerli su emdirilerek tatlandırılır. Bu nendenle kan şekerini düşüreceğine tam tersine kan şekerini hızla yükseltir. Şeker hastalarının kesinlikle tüketmemesi gerekir. Sağlıklı günler dilerim.
Sigara içenler 17.07.2010
Eğer, sigarayı terk edemiyorsanız. Her ay 5 gün, günde 1 bağ taze tere tüketiniz. Bir bağın yarısını öğleden evvel diğer yarısını öğleden sonra tüketiniz. İkinci günden itibaren nasıl balgam sökmeye başladığınızı, daha rahat nefes alıp vermeye başladığınızı  hayretle gözlemleyebilirsiniz. Bir bağ terede 35-40 adet tere bulunmalıdır.

Dikkat: Tereyi tükettiğiniz günlerde idrar yaparken hafif yanma hissedebilirsiniz.
Bir insanın kendi kendine verebileceği en büyük ceza sigara içmesidir.

 

Tırnaklarınızın uzamadığından mı şikayet ediyorsunuz 09.07.2010
Tırnaklarınız geç uzuyor ise, keçiboynuzu kürü uygulayınız.

 

Sayfa : [ 1 ] 2 3 4


Sıkça Sorulan Sorular Gizlilik Koşulları Teslimat ve Ürün İade Şartları Web Tasarım - ORDEN - 2010